Keçi Boynuzu Harnup Şurubu Faydaları Etkileri İktidarsızlığa ..

Reklam

Reklam

Metroseksuel Erkek bakımlı olmanın yanında beden olarak da güçlü olmalıdır. Bu amaçla zaman zaman sizlere tamamen doğal olan ve çok ucuza ulaşabileceğiniz doğal bitkiler ve ürünleri tanıtmaya ve faydalarını anlatmaya çalışacağız. İlk olarak yüzyıllardır iktidarsızlığa iyi geldiği bilinen Keçi Boynuzundan bahsetmek istiyoruz.

Bu sebeple de bir uzmanın yani Prof. Dr. İbrahim İbrahim Adnan SaraçoÄŸlu nun sitesine baÅŸvuruyoruz… AÅŸağıdaki Metin SaraçoÄŸlu’nun Keçiboynuzu ile ilgili  makelesidir.

Keçiboynuzu (Harnup)

Latince: Ceratonia siliqua L.
İngilizce: Carob, St.John’s Bread, Locust bean
Almanca: Johannisbrot
Özellikleri:

  • nefes darlığı
  • alerjik nefes darlığı
  • soÄŸuk alerjisi
  • iktidarsızlık
  • akciÄŸer ödemini yok edici
  • balgam söktürücü
  • akciÄŸer kanserini önleyici
  • hareketli sperm sayısını artırıcı
  • astıma karşı
  • ishale karşı
  • kabızlığa karşı

İngilizcesi her ne kadar “carob” ise de, genelde “St.Johns Bread” olarak bilinir. Almanca’sı da “johannisbrot” dur. Her iki lisanda da “Yakup Peygamberin EkmeÄŸi” anlamına gelir. Yakup peygamberin çölde ekmek yerine tükettiÄŸi bir meyvedir. Yaklaşık 5000 yıldan beri bilinen bir meyvedir. Birkaç yüzyıl öncesine kadar yapılan tatlılarda ağırlıklı olarak harnup kullanılırdı veya ÅŸeker yerine yenilirdi. Günümüzdeki beyaz ÅŸeker üretiminin baÅŸlaması ile bu kültür ve saÄŸlıklı beslenme yapısı yok olmuÅŸtur. 1930 yıllarında İspanya’daki savaÅŸ esnasında çocukların saÄŸlıklı beslenebilmelerini koruyabilmelerinde keçiboynuzu tüketiminin önemi çok büyük olmuÅŸtur. İkinci Dünya Savaşında Alman’ların iÅŸgalinde olan Yunanistan adalarında yaÅŸamakta olan halk, açlık tehlikesini keçiboynuzu sayesinde aÅŸmışlardır. Harnup aÄŸacı ilk 15 yıl hiç meyve vermeyen bir aÄŸaçtır. YetiÅŸkin bir aÄŸaç 1000 kiloya kadar meyve verebilmektedir.

Keçiboynuzunun içerdiÄŸi çekirdeklerin her biri 0,2 gram gelir. Bu çekirdeklerin ebatlarına bakılmaksızın her biri aynı ağırlıktadır. Yani, tek bir harnup çekirdeÄŸi 0,2 gram ağırlığındadır. Bu 0.2 gram ağırlık neden bu kadar mühim diye soracak olursanız, cevabı eski çaÄŸlara kadar dayanır. AntikçaÄŸda ve daha öncesinde altın ve kıymetli taÅŸları hassas olarak tartabilmek için keçiboynuzunun çekirdekleri kullanılmıştır. Günümüzde de 0,2 gramın karşılığı 1 Karat olarak kullanılmaktadır. Kıymetli taÅŸ veya metal satanların kullandıkları 1 Karat buradan gelmektedir. Karat kelimesi keçiboynuzunun (harnup) latince adı olan “Ceratonia” dan türetilmiÅŸtir. BeÅŸ tane keçiboynuzu çekirdeÄŸi 1 gram ağırlığındadır.

Yıllar içerisinde insanlar harnupun beslenmedeki önemini unuttular. ÇeÅŸit çeÅŸit hazır besinler tüm süper -marketlerde insanın hizmetine sunulurken, tabii (doÄŸal) beslenme gelenekleri ve alışkanlıkları da yavaÅŸ yavaÅŸ ortadan kalkmıştır. Son bir kaç yıldan beri tekrar eskiye dönüş yolları aranmaya baÅŸlandı. Avrupa’da “reformhaus” veya “bioladen” adı altındaki marketlerde zirai ilaç ve sunni gübre kullanılmadan yetiÅŸtirilen meyve ve sebzeler ayrıcalıklı olarak satılıyor. Hem de nerede ise gösteriÅŸli sebze ve meyvelerin iki katı fiyatına. Bizde de durum pek farklı deÄŸil.

Aynı ÅŸekilde, kepeÄŸini içeren pirinç, normal pirinç fiyatının hemen hemen ikibuçuk misli fiyatla satılıyor. Halk pazarlarına giden insanlarımız satın alacakları sebzenin yayla sebzesi olup olmadığını sorup öyle alıyor. Onların “yayla”dan kastettikleri, hormonsuz sebze. Yoksa, aradıkları sebzenin gerçekte yüksek yaylalarda yetiÅŸmiÅŸ olması deÄŸildir. ÖrneÄŸin, yayla domatesi, hormonsuz domates olarak algılanıyor. Gerçekten de hormonsuz olarak yetiÅŸtirilen domatesin tadı, içerdiÄŸi proteinlerin ve etkin maddelerin oranlarıda farklı. Biz tekrar harnup’a dönelim. Akdeniz bölgesinin sahil ÅŸeridindeki memleketlerden İtalya, İspanya, Kıbrıs ve Türkiye’de bol miktarda yetiÅŸmektedir. Keçiboynuzunun ortalama %35′i düşük moleküler yapılı karbonhidratlardan oluÅŸur. Yine yaklaşık %40′ı yüksek moleküler yapılı nışasta içermektedir. YaÄŸ oranı ise oldukça düşük olup ancak %1′dir.

Kakaonun yerine kullanılabilen en mükemmel çözümü getirmiÅŸtir. Kakaoda bulunan kafenoid’leri içermez. ÖrneÄŸin, keçiboynuzunda theobromin yoktur. Kakaoda yüksek miktarda bulunan yaÄŸ, harnupta sadece %1′dir. Kakaoda bulunan birkaç tane etkin madde migreni tetikleme özelliÄŸine sahiptir. Migren ÅŸikâyeti olanlar genelde çikolataya karşı açlık duymaya baÅŸladıklarında migren aÄŸrılarının baÅŸlama devresine girmiÅŸler demektir. Unutmayınız ki, çikolatanın temel maddesi kakaodur. Kakao’ya karşı alerjisi olanlara ideal bir alternatif çözüm getirmektedir. EÄŸer, kakao’ya karşı alerjiniz var ise, keçiboynuzunu rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Unutmayınız ki, kakao vücudumuzda alerjiye neden olan antikor üretimine sebep olmaktadır. Bu nedenle alerjiye yatkınlığı olanların veya alerjik reaksiyonları olanların kakao tüketiminde ölçülü olmalarını tavsiye ederim. Kakaolu kek veya pastaları tüketirken de ölçülü olmak gerekir. Özellikle okul çağındaki çocukların severek tükettikleri kakaolu süt ve ürünlerinde dikkatli olunuz. EÄŸer, çocuÄŸunuzda alerjik ÅŸikâyetler var ise ve alerjiye baÄŸlı diÄŸer rahatsızlıklar söz konusu ise (örneÄŸin astım gibi) kakolu besinlere karşı ölçülü olmakta büyük faydalar vardır. Kakaoya karşı alerjisi olan (alerji tipi-IgE) çocuklar için keçiboynuzu mükemmel bir alternatiftir. Keçiboynuzunun kakao karşısındaki diÄŸer avantajı da oksalik asit içermemesidir.

Çocukların ve yetişkinlerin ishallerinin durdurulmasında keçiboynuzu ideal bir destekleyicidir. Keçiboynuzunun içeriğindeki lignin ve pectin miktarları öylesine ilginç bir dengeyle kuruludur ki, mesleği gereği veya çalışma ortamlarından dolayı ağır-metal ya da radyoaktif madde alımına maruz kalanlara veya ağır sanayi bölgesinde yaşayanlara keçiboynuzu tüketimine önem vermelerini tavsiye ederim. Çünkü, vücuttan ağır-metallerin atılmasında oldukça etkilidir. Değerli okuyucu, teknolojinin ilerlemesi insana değişik kolaylıklar sağlamaktadır. Çeşitli hazır besinler günlük hayatımızda, iş yerimizde, mutfağımızda, çocuklarımızın okul kantinlerinde, hatta benzin istasyonlarının marketlerinde bile dikkat çekici durumda bize sunulmaktadır. Teknolojinin sunduğu bu tür kolaylıklar, insanın sağlıklı beslenmesine karşı hazırlanmış tuzaklardır. Televizyonun karşısında bir kaç tane yavaş yavaş tüketeceğiniz keçiboynuzunun keyfini çıkarın. Birkaç zaman sonra vücudunuzda olumlu etkilerini hissetmeye başlayabilirsiniz. Eğer, şeker hastası iseniz, hiç çekinmeden günde birkaç tane çiğ olarak keçiboynuzu tüketebilirsiniz. Kan şekeriniz yükselmiyecektir. Çiğ olarak tüketilen harnubun, kan şekerini yükseltemeyeceğini bulduğumda hiç şaşırmadım diyebilirim. Çünkü, bu özelliğinin, içerebileceği bazı etkin maddelerde saklı olduğu şüphesini uzun zamandan beri taşıyordum.

Harnup’un, saÄŸlıklı ve dengeli beslenmede çok önemli bir yeri vardır. Çok düşük oranda yaÄŸ içermektedir. Düşük kalorilidir. YenildiÄŸi zaman insanı uzun zaman tok tutar. Eskiden beri bilinen olumlu yönleri vardır. İshale karşı mükemmel takviyedir. Kabızlık ÅŸikâyeti olanların da tüketmesi gereken bir meyvedir. Belirli bir dönem keçiboynuzu tüketenler, sindirim sistemlerinin nasıl harekete geçtiÄŸini ve kabızlık problemlerinin de yavaÅŸ yavaÅŸ ve düzenli bir ÅŸekilde nasıl ortadan kalktığını hayretle görebileceklerdir. Kısaca, hem ishal hem de kabızlık ÅŸikâyetlerine karşı kullanılır. Dengeli ve saÄŸlıklı beslenmenin bilincinde olan bir çok bilim adamı tanıyorum ve bu kiÅŸiler çikolata, kek veya kremalı pasta yerine harnup’u tercih etmektedirler.

Keçiboynuzu, Anadolu’da harnup olarak da bilinir. Batı Akdeniz bölgesinde kısaca “boynuz” da denilmektedir. Keçiboynuzunun en özelliÄŸi nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen baÅŸka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidirki, kullanmaya baÅŸladıktan hemen sonra sonuç almak mümkün olabilmektedir. Ayrıca alerjinin neden olduÄŸu nefes darlığı problemlerinde büyük bir baÅŸarıyla uygulanabilir. Alerjik nefes darlığı çeken bir çok insan tanıdım, bu insanlar yılın belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden baÅŸka çare bulamıyorlardı. Öksürük krizlerinin nedenli ÅŸiddetli olduÄŸunu anlatıyorlardı. Keçiboynuzunu önerdiÄŸim bu insanların çoÄŸu daha hemen ertesi gün rahatlamaya baÅŸladıklarını söylediler. Çocuklarda, keçiboynuzu (harnup) kürünü uygularken dikkat edeceÄŸiniz en önemli nokta, günde bir defa ve sadece sabah kahvaltısı arasında tüketilmesidir. Öğle veya akÅŸam uygulanmaması gerekir. Guatr rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de bu kürden olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmiÅŸlerdir. Harnupta bulunan bazı etkin maddeler aÅŸağıdaki tabloda belirtilmiÅŸtir.

Tablo: Keçiboynuzunda bulunan bazı etkin maddeler

alpha-aminopimelic acid concanavalin
beta-D- glucolgallin myo-inositol
beta-D-…galloylglucose pentosane
capronic acid primverose
catechin-tannin tannin
ceratose tocopherol
chiro-inositol xylose

 

Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan sağlığı üzerinde öylesine çok yönlü özellikleri olan bir maddedir ki, bu özelliklerinden bazıları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Aşağıdaki tablodan da görüldüğü gibi gallik asit çok yönlü bir maddedir. Bu maddenin belirtilen bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir. Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkandır. Akciğerlerde oluşan ödeme karşı spesifik olarak etkilidir. Balgam söktürücü ve astıma karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır.

Sigara içenler keçiboynuzu kürüne başladıktan bir kaç gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyebileceklerdir. Keçiboynuzunun, insanlığın korkulu rüyası olan akciğer kanserini önlediğini gördüğüm zaman, heyacanımdan günlerce uyku uyumadığımın farkına bile varmamıştım. Keçiboynuzunun bu koruyucu ve önleyici özelliği tabiat ananın insanlara olan bir lütfudur. ödemli akciğer kanseri hastalarda, ödemin uzaklaştırılmasında keçiboynuzunun olumlu etkisi hiçte yabana atılmayacak kadar önemlidir. Tablo: Gallik asitin etkin özellikleri

analgesic ağrı kesici
antiallergenic alerjiye karşı
antiasthmatic astıma karşı
antibacterial bakteri yok edici
antibronchitic bronşite karşı
anticancer kansere karşı
antihepatotoxic karaciğeri toksinden arındırıcı
antioksidant serbest radikalleri yok edici
immunostimulant bağışıklık sistemini stimüle eder
antiviral mikroplara karşı etkili
antiseptic antiseptik
cancer-preventive kansere karşı koruyucu
antinitrosaminic nitrozamin yok edici
bronchodilator bronÅŸ geniÅŸletici
antipolio çocuk felcine karşı

Keçiboynuzu, akciÄŸer kanserini önleyen mükemmel bir meyvedir. Ancak, akciÄŸer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü çok zayıftır. Burada da belirtmekte tekrar fayda görüyorum; Bir bitkinin hastalığı önleyici özelliÄŸi ile o hastalığı tedavi etme özellikleri birbirlerinden farklı ÅŸeylerdir. Keçiboynuzu kürü insan vücudunda bulunan OGG1 (8-OxoGuanine DNA Glycosylase) enzimini aktive etme özelliÄŸine sahiptir. OGG1 enzimi, akciÄŸer kanserinin oluÅŸumunda oldukça etkilidir. AkciÄŸer kanserine yakalanmış hastalarda OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olduÄŸu gözlenmiÅŸtir. Yapılan klinik deneyler OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olması durumunda, akciÄŸer kanserine yakalanma riskinin on misli artış gösterdiÄŸini ortaya koymuÅŸtur. Keçiboynuzu (harnup) kürü OGG1 enziminin aktivitesini yükselterek, bu kanser türüne karşı güçlü bir önleyici özellik göstermektedir. Bu özellik aynı zamanda taze sıkılmış havuç küründe de bulunmaktadır. Sigara içenlerin zaman zaman keçiboynuzu kürünü uygulamalarında, akciÄŸer kanserine karşı önleyici gücünden dolayı büyük faydalar saÄŸlamış olacaklardır. OGG1 enziminin diÄŸer bir özelliÄŸide DNA’ yı tamir etme özelliÄŸinin olmasıdır.

Keçiboynuzu aynı zamanda hareketli sperm sayısını arttıran özelliÄŸede sahiptir. Aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından dolayı çocuÄŸu olmama riski yüksek baba adaylarının kullanmasında çok büyük fayda vardır. Kısaca, sperm sayısı az olanlar için ideal bir bitkisel çözümdür. Bugüne kadar hareketli (aktif) sperm sayısının azlığından dolayı baba olamayan onlarca insan tanıdım, hemen hemen hepsi de keçiboynuzu kürünü uyguladıktan 4-5 ay sonra baba olacaklarının heyecanı ile beni aramışlardır. İsviçreli çok yakın bir aile dostum aynı sorunla karşı karşıya idi. Kendisi uzun yıllar bu konuda çok deÄŸiÅŸik tedaviler görmüş ve sonuç hep baÅŸarısızlıkla neticelenmiÅŸti. Kendisine keçiboynuzu kürünü önerdiÄŸim zaman bana tereddütle bakarak “ÅŸaka yapıyorsun herhalde” demiÅŸti. Ne de olsa 13 yılın verdiÄŸi baÅŸarısızlık ve ümitsizlikte vardı. Ama bu konuda çok ciddi araÅŸtırma sonuçlarımın olduÄŸunu söyledim. Bunun üzerine derhal uygulamaya karar verdi. Türkiye’den keçiboynuzu getirttim ve kullanmaya baÅŸladı. Kullanmaya baÅŸladıktan 5 ay sonra baba olabileceÄŸini öğrendiÄŸinde mutluluÄŸunu ilk benimle paylaÅŸtı. Bir kaç ay sonra bana keçiboynuzunun içerdiÄŸi ilgili etkin maddenin ne olduÄŸunu sordu ve bunu hemen ilaç sanayine kazandırabileceÄŸimi ve ticari olarak da iyi para kazanabileceÄŸimi söylemiÅŸti. Ben de bitkiler üzerine yaptığım tüm çalışma ve araÅŸtırmalarımı insanlığın hizmetine karşılıksız olarak sunduÄŸumu ve herhangi bir beklentimin olmadığını söyledim. Meslektaşım üç çocuk sahibi olmanın mutluluÄŸunu yaşıyor.

Keçiboynuzu ve sperm hareketliliği
Erkeklerdeki sperm sayısının 40 milyon/ml veya yukarısı normal değerdir. Bu sayı azaldıkça kadının hamile kalabilme olasılığı da azalır. Mühim olan sadece sperm sayısı değildir. Sperm sayısı normal düzeyde (40 milyon/ml ve yukarısı) olsa bile, eğer hareketli sperm sayısı az ise bu taktirde kadının hamile kalma riski de azalır. Spermlerin hareketliliği de önemlidir. Toplam sperm sayısı 7-8 milyon/ml civarında olupta baba olan bir çok insan tanıyorum. Bu nasıl oluyor? Uygulanan keçiboynuzu kürü, düşük seviyede olan 7-8 milyon/ml içerisindeki hem hareketli sperm sayısını yükseltiyor hem de hareketli spermleri daha hareketli duruma getiriyor. Bir taraftan az sayıdaki hareketli sperm sayısını yükseltmekte diğer taraftan da mevcut hareketli spermlere daha fazla hareketlilik kazandırmaktadır. Normal sperm sayısı oldukça düşük olmasına rağmen, spermlerin belli bir yüzdesinin hareket hızı yükseldiğinden yumurtaya ulaşma oranı yükselmektedir. Bu sayede sperm sayısı normal sayının altında olmasına rağmen hamilelik başlayabilmektedir.

Keçiboynuzu ve sperm acrosome aktivitesi
Hamileliğin oluşabilmesi için sperm sayının normal düzeyde olması gerektiğini belirtmiştim. Bazı durumlarda toplam sperm sayısı normal seviyesinde olduğu halde ve hareketli sperm sayısı da normalken, buna rağmen hamilelik çok zor gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi nedir? Spermlerin baş kısmında bir kesecik bulunmaktadır. Bu keseciğe acrosome denir. Bu keseciğin içerisinde çok sayıda değişik enzimler bulunmaktadır. Sperm, yumurtaya temas ettiği anda, acrosome içerisindeki enzimler yumurtanın membranını (zarını) parçalarlar (çözerler, eritirler) sperm yumurtanın içerisine girer ve döllenme başlar. İşte, yumurta zarı ile temas eden sperm-acrosomunun içerdiği enzimler yeterli aktiviteye sahip değiller ise, yumurtanın membranını (zarını) parçalayamazlar (eritemezler, çözemezler). Ve yumurtanın döllenmesi mümkün olmaz. Görülüyorki, hareketli sperm yumurtaya ulaşmasına rağmen döllenme mümkün olmayabilmektedir. İşte, keçiboynuzu kürü hem hareketli sperm sayısını artırmakta, hem hareketli spermleri daha hareketli kılmakta ve hem de spermin baş kısmında bulunan acrosome içeriğindeki enzimlerin aktivitesini yükselterek, yumurta zarının parçalanmasına imkân sağlamaktadırlar. Çoğu zaman toplam sperm sayısı normal seviyenin altında olmasına rağmen (7-8 milyon/ml) keçiboynuzu kürü ile döllenme gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi, harnupun spermlere, sayıca az olmalarına rağmen hareketlilik kazandırarak yumurtaya ulaşmasını sağlamak ve acrozom içerisindeki enzimlerin aktivitesini arttırarak da yumartanın membranını kolayca parçalayabilme imkânlarını sağlamasıdır.

İktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur. Keçiboynuzu kürünün etkisini viagra ile mukayese etmek mümkün değildir. Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir. Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kürdür. Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.

Keçiboynuzu kürü uygulanırken, iktidarsızlığa karşı etken olan etkin maddelerinin önce vücutta depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler, vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaÅŸtıktan sonra, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) etkisini göstermeye baÅŸlarlar. Hücre içinde etkinliÄŸini (aktifliÄŸini) kaybetmiÅŸ olan bazı enzimleri aktive ederek ÅŸikayetlerin ortadan kalkmasına neden olurlar. Etkin maddelerin, vücudumuzda depolandıktan sonra etkilerini göstermeye baÅŸlamaları hemen hemen bütün bitkisel kürler için geçerlidir. Genel olarak, bitkisel kürlerin sonuca ulaÅŸması (etki edebilmesi) zaman almaktadır. Bunun nedeni, kürün uygulanması esnasında etkin maddelerin önce vücudumuzda depolanması gerekir ancak, bu depolanma süresi zaman almaktadır. Bu nedenle bitkisel kürleri uygularken sabırlı olmak gerekir. Bu kürü uygulamak isteyen ÅŸeker hastalarının önce hekimlerine danışmaları gerekir. Çünkü, keçiboynuzu fazla miktarda ÅŸeker içermektedir. Yaklaşık 85.000 ppm fruktoz, 95.000 ppm glukoz 215.000 ppm sakaroz içerir. DiÄŸer bir ifadeyle eÄŸer, 100 gram keçiboynuzu tüketilir ise, yaklaşık 8.5 g fruktoz, 9.5 g glukoz ve 21.5 g sakaroz’u vücudumuza almış oluruz. Bu kürü uzun müddet uygulayanların göz ardı etmemeleri gereken bir nokta da, bir miktar kilo aldırmasıdır. DeÄŸerli okuyucu, aÅŸağıdaki uygulama ÅŸekillerinden herhangi birine göre keçiboynuzu kürünü uygulamaya karar verirseniz ya da keçiboynuzunu çiÄŸneyerek tüketirseniz kan ÅŸekerinizin yükselmeyeceÄŸini biliniz. Åžeker hastalarının bir çoÄŸu keçiboynuzunun kan ÅŸekerlerini yükselteceÄŸini düşünürler, halbuki bu yanlış bir düşüncedir. Kan ÅŸekerini yükselten keçiboynuzunun pekmezidir. Bu nedenle ÅŸeker hastalarının keçiboynuzu pekmezini tüketirken dikkatli olmaları ve hekimlerine danışmaları gerekir. Tekrar belirtmekte fayda görüyorum, aÅŸağıda belirtmiÅŸ olduÄŸum uygulama ÅŸekillerine göre, haÅŸlanmış keçiboynuzu suyu, ÅŸeker hastalarının kan ÅŸekerini yükseltmemektedir.

Çok sık karşılaÅŸtığım bir soru da ÅŸudur, “Keçiboynuzu fruktoz, glukoz ve sakaroz gibi ÅŸeker çeÅŸitlerini bol miktarda içerdiÄŸi halde, çiÄŸ olarak tüketildiÄŸinde veya haÅŸlama suyu içildiÄŸinde nasıl oluyorda kan ÅŸekerini yükselt miyor? ” Bu sorunun cevabı, keçiboynuzunun aynı zamanda ÅŸeker dengeleyici etkin maddelere sahip olmasında yatmaktadır. Keçiboynuzu pekmezi hazırlanırken, ÅŸeker dengeleyici etkin maddeler büyük bir oranda yok olduÄŸundan, pekmezi kan ÅŸekerini yükseltmektedir. Bir çok kimse, pekmezinde de aynı ÅŸifa gücü vardır diyerek, keçiboynuzu kürlerini pekmezi ile yapmaktadırlar. Bu düşünce doÄŸru deÄŸildir. Keçiboynuzu pekmezi belirtmiÅŸ olduÄŸum rahatsızlıklara karşı en fazla %20 oranında etkilidir. Yeri gelmiÅŸken önemli bir noktayı açıklamakta fayda görüyorum; Keçiboynuzunu suda haÅŸlarken kesinlikle on dakikadan fazla haÅŸlamayınız. On dakikanın üzerindeki haÅŸlama süresinde kan ÅŸekerini yükseltme riski baÅŸlamaktadır. AÅŸağıda vermiÅŸ olduÄŸum uygulama ÅŸekillerinde haÅŸlama süreleri, uygulanacak olan küre göre üç ile sekiz dakika arasında deÄŸiÅŸmektedir. Dikkat edilecek olursa, keçiboynuzu ile ilgili olarak belirtmiÅŸ olduÄŸum hiçbir kürde sekiz dakikanın üzerinde haÅŸlama süresi yoktur.

İyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) ÅŸikâyeti olanların zaman zaman keçiboynuzunu çiÄŸ olarak tüketmeleri çok faydalıdır. Çünkü keçiboynuzu, iyi huylu prostat büyümesine neden olduÄŸu bilinen 5-alpha-reductase enziminin aktivitesini düşüren (inhibe eden) beÅŸ tane etkin maddeye sahiptir. Bu etkin maddelerden en önemli iki tanesi palmitic acid ve stearic acid’dir. 5-alpha-reductase enziminin aktivitesi ne kadar yüksek ise iyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) o kadar hızlı geliÅŸir. Prostatın büyümesi bir takım ÅŸikâyetleri de beraberinde getirmektedir. İyi huylu prostat büyümesinin neden olduÄŸu ÅŸikâyetlerin başında idrar yapma zorluÄŸu, idrar kesesini tam boÅŸaltamama, sık sık idrara çıkma isteÄŸi, geceleri birden fazla idrara kalkma ve idrar yaparken çatallanma veya fıskıye ÅŸekli gelir.

Kitapta belirtilen tüm uygulamaları size önerildiği şekilde hazırlayınız ve uygulayınız. Uygulama sürelerine ve miktarlarına uyunuz. Tabiat ana bir denge, nizam ve kural üzerine kuruludur ve belirli kurallara göre çalışmaktadır. İnsanda tabiat ananın bir parçası olduğuna göre, insan vücudu da aynı şekilde belirli dengeler çerçevesin de çalışmaktadır. Örneğin, demir. Demir, insan vücudu için hayati önem taşıyan bir maddedir. Demirin eksikliği de, fazlalığı da insan vücudu için zararlıdır. Bazı insanlar vitaminlerin çok faydalı olduklarına inandıklarından dolayı vitamin haplarını fazla fazla kullanırlar. Çünkü, fazlasının insan vücuduna zarar vermediğini zannederler. Unutmayınızki, vitaminlerin eksikliği sağlığımız açısından hayati önem taşırken, fazlasıda vücudumuza zarar verir. Aynı şekilde size önerilen bitkileri de belirtildikleri şekilde kullanmak gerekir. Daha çabuk sağlığıma kavuşurum düşüncesiyle fazla kullanmak yanlıştır. Doğru olan, hastalığın ve şikayetlerin durumuna göre önerilen kürü dönem dönem tekrar etmektir.

Değerli okuyucu, keçiboynuzunun değirmende öğütülerek un haline getirilmiş ve hazır paketlenmiş şeklini bulmak mümkündür. Keçiboynuzunun pekmezi de satılmaktadır. Her ikisi de kitabımda bahsettiğim kürler için uygun değildir. Çünkü, öğütülme (un haline getirme) esnasında havayla temas eden bir çok etkin madde oksitlenerek veya havanın oksijeni ile reaksiyona girerek tedavi edici özelliğini kaybetmektedir. Keçiboynuzu pekmezinin de aynı derecede etkili olabilmesi için üretimi esnasında uygulanması gerekli bazı kurallar vardır. Bu kurallar yerine getirildiği ve önlemler alındığı taktirde keçiboynuzu pekmezi de aynı amaçla kullanılabilir hale getirilebilir. Ancak, piyasada mevcut hiç bir marka henüz amaca uygun üretim yapamamaktadır. Örneğin, taze sıkılmış meyve sularının vakit geçirmeden içilmesi gerektiği gibi. Taze sıkılmış meyve suyunun içerisindeki C-vitamini de havayla temas ederek (oksitlenenerek) vitamin özelliğini yavaş yavaş yitirir. Keçiboynuzundan pekmezi yapılırken de uzun müddet kaynatıldığı için, içerdiği bir çok etkin madde özelliğini kaybetmekte veya şifa veren gücü önemli ölçüde zayıflamaktadır. Bu nedenle, kitabımda bahsettiğim keçiboynuzu kürlerinden başarılı sonuç alabilmek için onun tabii halini kullanmak gerekir.

Aktarlarda bu amaçla tabii (doÄŸal) haldeki keçiboynuzunu bulmak mümkündür. Hem daha ucuz hem de çok daha etkilidir. Aktarlardan keçiboynuzunu alırken dikkat etmeniz gereken nokta, kırılmamış, ezilmemiÅŸ ve parçalanmamış olmalarıdır. Kısaca, satın alacağınız keçiboynuzlarının tüm halde olmasına özen gösteriniz. Kür amaçlı kullanılacak keçiboynuzunun pekmezi veya çiÄŸ olarak tüketilmesi uygun deÄŸildir. Ancak, ÅŸikayetiniz kabızlık veya ishal ise bu durumda çiÄŸ olarak tüketilmesi gerekir. Söz kabızlıktan açılmışken, ayva çiÄŸ olarak tüketildiÄŸi taktirde kabızlığı tetikleyen bir meyvedir. EÄŸer, pazardan aldığınız ayva çok sert ise, onu kabızlığa karşı kullanabilirsiniz. Yarım litre kaynamakta olan suyun içerisine orta büyüklükteki ayvayı kabuklarını soymadan ortadan en az dörde bölerek atınız. Kaynayan suyun içerisine atmadan çekirdeklerini mutlaka çıkartınız ve hafif ateÅŸte sadece dört dakika haÅŸlayınız. Ilımaya bırakınız. Ilık olarak suyunu içiniz. Arzu edilirse piÅŸmiÅŸ ayva parçalarını da tüketebilirsiniz. Hem çiÄŸnemesi kolay hem de bağırsak florasını düzenleyici ve sindirime yardımcıdır. Bu amaçla halk arasında “ekmek ayvası” olarak bilinen cinsini kullanmayınız. Bu özellik sert ayvada vardır.

Akciğer kanseri ve keçiboynuzu
Değerli okuyucu, akciğer kanseri hastalarında radyoterapiye bağlı fibroz doku oluşabilmektedir. Fibroztik dokunun oluşması neticesinde ödem oluşabilmekte ve bu durum hastanın yaşam kalitesini oldukça zorlaştırmaktadır. Fibroz doku oluşumu aynı zamanda öksürüğü de tetikleyerek hastanın şiddetli öksürük krizleri yaşamasına neden olabilmektedir. Ayrıca, fibroz dokunun oluştuğu bölgede sekresyon (vücut sıvısının salgılanması) artışı olduğundan öksürükle beraber sarı renkli sekret sıvı da dışarı atılmaktadır. Genel olarak, akciğerde oluşan ödemi uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü mükemmel bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü akciğere yönelik olarak ödemi uzaklaştırmakda spesifiktir. Adeta, akciğer ödemini uzaklaştırmak için yaratılmıştır. Diğer organ ve dokulardaki ödemi uzaklaştırmada bu kadar etkin değildir. Bunun için 4 nolu kür uygulanmalıdır. Bazı hastalar, ödem uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü uygulanırken öksürük nöbetlerinin artış gösterip göstermediğini sormaktadırlar. Keçiboynuzu kürü sekresyonu inhibe ettiğinden (salgılamayı yavaşlattığından) aksine, hasta daha az öksürük tetiklemesi yaşar ve sekresyonun azaldığını da öksürük esnasında daha az miktarda sarı renkli sekret atıldığını gözleyerek anlar.

Keçiboynuzu ile Zayıflama ve de Sağlıklı Beslenme
Öğünlerden bir saat önce çiğ olarak tüketeceğiniz 2-3 tane keçiboynuzunun sizi nasıl uzun müddet tok tuttuğunu hayretle gözleyebilirsiniz. Olgun keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmek gerekir ve de uzun uzun ağızda çiğnenmesine özen gösterilmelidir. Nasıl oluyor da keçiboynuzu tokluk duygusu veriyor? Sindirimin ağızda başladığını ve iyi çiğnemenin sindirimi ne kadar kolaylaştırdığnı biliyoruz. İyi çiğneme, fiziksel olarak midenin vazifesine büyük oranda katkıda bulunur. Kısaca, besinleri dişlerimiz yardımıyla ezerek parçalarız. Ancak, bu işin bir de kimyasal olarak parçalanması vardır. Kimyasal sindirim, ağız salyasında başlar, midede devam eder ve bağırsaklarda son bulur. Besinler, yağ (lipid), şeker (karbonhidrat) ve protein içerirler. Besinlerin içerdiği yağ, şeker ve proteinler vücudumuz tarafından emilemezler. Emilebilmeleri için mutlaka, önceden vücudumuz tarafından üretilen enzimler yardımıyla kimyasal olarak parçalanarak emilebilir hale dönüştürülmeleri gerekir. Sindirim sistemimizde, en az yirmibeş tane birbirinden farklı kimyasal parçalayıcı enzimler bulunmaktadır. Ağız salyasında, midede ve bağırsaklarda, besinlerin içerdiği şekeri, yağı ve proteinleri kimyasal olarak parçalayan ve emilebilir hale getiren yani, vücudumuz tarafından kullanılabilir şekere, yağa ve proteine dönüştüren enzimler bulunur. Bu enzimler üç ana grupta toplanır:

Proteinleri parçalayan enzimlere PROTEAZ
Yağları parçalayan enzimlere LİPAZ
Şekeri parçalayan enzimlere AMYLAZ

Yemekten bir saat önce çiğneyerek tüketilen 2-3 adet keçiboynuzu, lipaz ve amylaz enzimlerini frenleme (inhibe etme) özelliğine sahiptir. Kısaca, bu enzimlerin aktivitesini düşürür. Bu sayede, besinlerin içerdiği yağ ve şeker çok daha az oranda parçalanırlar. Parçalanmayan yağ ve şeker vücudumuz tarafından kullanılamıyacağı (emileme-yeceği) için dışkıyla kullanılamadan dışarı atılır. Unutmayınız, besinlerin içerdiği yağ, şeker ve proteinlerin bir çoğu vücudumuz tarafından kullanılamaz. Kullanılamadıkları için de bunlardan enerji almamız mümkün değildir. Kullanılabilmeleri için, vücudumuzda bulunan lipaz, amylaz ve proteaz enzimleri tarafından, vucudumuzun kullanabileceği (emibileceği) yağ, şeker ve proteine dönüştürülmesi gerekir.

Zayıflamak isteyenler şekere karşı ölçülü olmak zorundadırlar. Eğer, şeker veya tatlı tüketimine karşı iştahınız varsa, hiç çekinmeden altı-yedi tane keçiboynuzu tüketebilirsiniz. Keçiboynuzu tüketimi tatlıya karşı olan iştahınızı giderirken, size kilo da aldırmayacaktır. Bu arada ne kolestrolünüz ne de kan şekeriniz yükselmeyecektir. Şeker hastaları çekinmeden keçiboynuzu tüketebilirler. Olgunlaşmış keçiboynuzu (kahverengi-siyah) çiğ olarak tüketilmelidir. Çiğ olarak tüketilen keçiboynuzu kan şekerini yükseltmez. Şeker hastaları da çekinmeden günde 5-6 adet keçiboynuzunu çiğ olarak tüketebilirler. Bu kural keçiboynuzunun pekmezi için kesinlikle geçerli değildir.

Kür 1: Genel nefes darlığı, alerjik nefes darlığı ve soğuk alerjisi durumunda
Orta büyüklükteki keçiboynuzundan 6-7 tanesini önce soğuk su altında yıkayınız. Daha sonra bunları küçük küçük (3-4 cm uzunluğunda) kırarak, kaynamakta olan yarım litreye yakın suyun içine atınız. Hafif ateşte 7-8 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzerek suyunu cam şişeye doldurunuz. Buzdolabında en fazla üç gün beklete- bilirsiniz.

Hergün sabah kahvaltısı arasında ve akşam yemeğinden önce bir çay bardağı içilir. Yaklaşık yarım litre olarak hazırladığınız keçiboynuzu suyu üç gün buzdolabında bozulmadan korunabilir. Her üç günde bir, taze olarak hazırlamanız gerekecektir. Hiç ara vermeden 20 gün uygulayınız. Yirmi gün tamamlandıktan sonra aynı şekilde hiç ara vermeden 15 gün devam ediniz. Onbeş günlük kürü uygularken bir çay bardağı içerisine bir küçük çay kaşığı bal ilave edip karıştırınız, sabah kahvaltınız arasında ve akşam yemeğinden önce birer çay bardağı içiniz. Keçiboynuzu kürünü uygularken sabah kahvaltınızda ayrıca bal tüketmeyiniz.

Dikkat: 5 ile 12 yaÅŸ arasındaki çocuklarda nefes darlığı veya alerjiye baÄŸlı nefes darlığı söz konusu ise, bu taktirde uygulama 1′ e göre sadece bir çay bardağı sabah kahvaltısı arasında içilecektir. AkÅŸam yemeklerinde içilmeyecektir
Dikkat: Bu kürü uygularken kahvaltıda ayrıca bal tüketmeyiniz. Daha güçlü olur diye bir çay kaşığından daha fazla bal ilave etmeyiniz.

Kür 2: Akciğer kanserini önleyici olarak
Kür 1 den en önemli farkı ve dikkat edilmesi gereken nokta kaynama süresidir. Soğuk su altında 6-7 adet keçiboynuzunu yıkadıktan sonra 600-650 ml (yarım litreden biraz fazla) kaynamakta olan suyun içine kırarak atınız. 3-4 dakika hafif ateşte ağzı kapalı olarak kaynadıktan sonra 20 dakika soğumaya bırakınız. Yirmi dakika sonra harnup parçalarını temiz bir kaşık ile kabın içerisinden çıkartınız. Soğuduktan sonra temiz bir kaba suyunu alınız. Her ay 4 gün, sabah ve akşam birer çay bardağı içilir.

Kür 3: Hareketli sperm sayısını ve kalitesini artırıcı ve de erkeklerdeki iktidarsızlığa karşı
Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karna, diğer yarısınıda akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz. Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.

Kür 4: Akciğer ödemine karşı
Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 6 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 15 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra üçte birini sabah aç karna, üçte birini öğlen aç karına, son kalan üçte birini de akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. İkinci haftadan itibaren haftada dört gün ödem tamamen bitene kadar kür uygulamaya devam edilir.

Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Bilmeniz gereken nokta kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Bu kitabın içindeki bilgilerin kesinlikle teşhis amacı yoktur.

Kaynak: http://www.saracoglu.at/bolum.php?name=kur&kid=18&sirano=26 

keci-boynuzu

Yorumunuzu Ekleyin

Bu XHTML tag'lerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>